Günün öne çıkan SAVANNAH çalışması, doğrudan tedavi seçimine bağlanan MET eşiklerini ele aldığı için ayrı değerlendirildi. Kalan yayınların ortak noktası ise mevcut sınıflandırmaların, immünohistokimyasal belirteçlerin ve laboratuvar değişkenlerinin sınırlarını göstermeleri.
Bu seçkide endometrium ve uterus sarkomlarının moleküler ayrıştırılması, yüksek riskli bir AML alt grubu, JAK1-mutant hepatoselüler karsinom, T-PIT’in beklenmedik tanısal tuzağı, plasenta değerlendirmesindeki gözlemciler arası değişkenlik ve kesit kalınlığının dijital patolojiye etkisi öne çıkıyor.
Çoklu sınıflandırıcılı endometrium kanserlerinde kopya sayısı yeni bir katman ekliyor
TP53 mutasyonu ile birlikte POLE mutasyonu veya MMR eksikliği taşıyan 33 endometrium karsinomunun yaklaşık üçte biri, sığ tüm genom dizilemesiyle kopya sayısı yüksek olarak sınıflandırıldı. Bu tümörler daha sık yüksek dereceli, non-endometrioid ve ileri evreydi.
Kısa izlemde görülen altı nüksün ve üç hastalık ilişkili ölümün tamamı kopya sayısı yüksek gruptaydı; düşük grupta klinik olay görülmedi. Bulgular, mevcut dört gruplu moleküler algoritmanın TP53-mutant çoklu sınıflandırıcılı tümörlerdeki heterojenliği bütünüyle yakalamayabileceğini düşündürüyor. Ancak sayı az ve izlem kısa olduğundan sonuç henüz sınıflandırma değişikliği için yeterli değil.
ERBB2 değişiklikli S100/SOX10-pozitif uterus sarkomu belirginleşiyor
Altı olguluk seri, çoğu servikal stromada yerleşen; infiltratif büyüme, yüksek mitotik aktivite ve floret benzeri çok çekirdekli hücreler gösteren yeni bir uterus sarkomu örüntüsünü tanımlıyor. Tüm olgular güçlü ve yaygın S100/SOX10 pozitifti; tamamında aktive edici ERBB2 mutasyonu, sıklıkla CDKN2A kaybı ve ATRX değişikliği saptandı.
Küçük seri olmasına rağmen morfoloji, immünfenotip ve yinelenen ERBB2 değişikliklerinin birlikteliği bu agresif tümörü tanınabilir ve potansiyel olarak hedeflenebilir bir antite haline getiriyor.
KMT2A amplifikasyonlu AML, KMT2A yeniden düzenlenmesinden ayrı düşünülmeli
Doksan altı hastalık seride KMT2A amplifikasyonu; karmaşık karyotip, kromozom 11q23’te chromoanagenesis ve olguların yaklaşık %93’ünde TP53 değişikliği ile ilişkiliydi. Sağkalım yeni tanıda yaklaşık 5,5 ay, relaps/refrakter hastalıkta ise 2,3 aydı.
Bu bulgu, KMT2A amplifikasyonunun KMT2A yeniden düzenlenmesiyle karıştırılmaması gereken, aşırı yüksek riskli bir genomik örüntü olduğunu gösteriyor. Venetoklaks temelli tedavilerle görülen sağkalım avantajı retrospektif olduğundan doğrulayıcı çalışma gerektiriyor.
İnflamatuvar HCC morfolojisi JAK1 mutasyonuna işaret edebilir
İnflamatuvar hepatoselüler adenom benzeri 60 HCC’nin 22’sinde JAK1 mutasyonu saptandı. Bu tümörlerde bol eozinofilik sitoplazma, veziküler kromatin, belirgin merkezi nükleol ve SAA/CRP ekspresyonu öne çıktı; S703, S729 ve L910 bölgelerinde yinelenen mutasyonlar görüldü.
Morfoloji ile JAK/STAT yolu değişiklikleri arasındaki bağlantı tanısal olarak dikkate değer. JAK inhibitörlerine duyarlılık ise henüz klinik olarak gösterilmiş değil ve hipotez düzeyinde tutulmalı.
T-PIT yalnızca kortikotrof tümörlere ait değil
İncelenen 23 konvansiyonel kordomanın tamamı hem T-PIT hem brachyury pozitifti. Bulgular, T-PIT’in kordoma için duyarlı olabileceğini, fakat kortikotrof PitNET açısından özgül olmadığını gösteriyor.
Özellikle kafa tabanı lezyonlarında T-PIT pozitifliğinin tek başına hipofizer köken kanıtı sayılmaması; morfoloji, anatomik yerleşim ve uygun immünohistokimyasal panelle birlikte yorumlanması gerekiyor.
“Normal” plasentada lezyon ve gözlemci değişkenliği birlikte bulunuyor
Komplikasyonsuz term gebeliklere ait 35 plasentanın 14 perinatal patolog tarafından değerlendirilmesinde, Amsterdam ölçütlerinde tanımlanan bazı bulgular olumlu sonuçlanan gebeliklerde de görüldü. Villöz matürasyon, fetal ve maternal vasküler malperfüzyon, korangiozis ve sinsityal düğümlenme için gözlemciler arası uyum düşüktü.
Çalışma, özellikle sınırlı veya fokal değişikliklerin klinik bağlamdan koparılarak aşırı yorumlanmaması gerektiğini; operasyonel eşiklerin ve normal morfoloji sınırlarının daha iyi tanımlanmasına ihtiyaç bulunduğunu gösteriyor.
Kesit kalınlığı, dijital patolojinin görünmeyen preanalitik değişkeni
Rutin parafin kesitlerinin üçte ikisinden fazlasında ölçülen kalınlık, mikrotom ayarından %10’dan fazla sapıyordu. Deparafinizasyon sonrasında kalınlık yaklaşık üçte bire inerken küçülme doku bileşenlerine göre değişti.
Bağımsız test setinde AI modeli kesit kalınlığını H&E görüntüsünden güçlü biçimde tahmin edebildi. Bulgular hemen kullanıma hazır bir kalite kontrol sistemi sunmuyor; ancak boyanma standardizasyonunun yanında kesit kalınlığının da dijital patoloji ve algoritma doğrulamalarında izlenmesi gereken bir değişken olduğunu gösteriyor.
Kaynaklar
- TP53-mutant çoklu sınıflandırıcılı endometrium karsinomları — PMID: 42754235
- ERBB2 değişiklikli S100/SOX10-pozitif uterus sarkomu — PMID: 42754232
- KMT2A amplifikasyonlu AML — PMID: 42754231
- JAK1-mutant hepatoselüler karsinom — PMID: 42750435
- Kordomada T-PIT ekspresyonu — PMID: 42754054
- Normal plasental histoloji ve gözlemciler arası uyum — PMID: 42753308
- Histolojik kesit kalınlığının ölçümü ve AI ile tahmini — PMID: 42754168