Güncellemeler

Pankreatik Duktal Adenokarsinomda 2026 WHO: Patolog İçin Değişenler ve Yeni Tanısal Başlıklar

Yaklaşık 15 dakika

Pankreatik duktal adenokarsinom (PDAC), histolojik olarak uzun zamandır tanıdığımız bir tümör olsa da son yıllarda sınıflaması giderek daha ayrıntılı hale geliyor.

2026 WHO yaklaşımında temel PDAC tanımı değişmiş değil:

Desmoplastik stroma içinde düzensiz, infiltratif, çoğunlukla müsin üreten glandüler epitelyal malignite.

Asıl yenilik; grade'in daha sistematik ele alınması, morfolojik patern ile gerçek histolojik alt tiplerin ayrılması, bazı nadir alt tiplerin moleküler karşılıklarının belirginleşmesi ve patoloğun tedavi açısından anlamlı morfolojileri tanımasının daha önemli hale gelmesi. (1)


Önce temel: PDAC tanısında morfoloji hâlâ merkezde

İyi diferansiye PDAC bazen sitolojik olarak şaşırtıcı derecede bland olabilir.

Bu nedenle yalnızca nükleer atipi aramak yeterli değildir.

İnvazyon lehine özellikle şu bulgular önemlidir:

  • düzensiz ve gelişigüzel yerleşmiş glandlar,
  • tamamlanmamış veya açılı glandüler konturlar,
  • gland lümeninde nekrotik debris,
  • aynı gland içinde belirgin nükleer boyut farklılığı,
  • mitoz veya atipik mitoz,
  • musküler damarların hemen yanında gland,
  • peripankreatik yağ dokusunda izole glandlar,
  • damar invazyonu,
  • perinöral invazyon.

Özellikle:

“naked gland in fat”

yani belirgin stromal reaksiyon olmaksızın yağ dokusu içinde tek başına bulunan atipik gland, uygun bağlamda çok güçlü bir invazyon bulgusudur. (1,2)

Benzer şekilde perinöral invazyon bazen sitolojik atipiden daha ikna edici bir malignite bulgusudur.

Bu özellikler küçük EUS biyopsilerinde özellikle değerlidir.


“4:1 kuralı” hâlâ güzel bir pratik ipucu

Reaktif pankreatik duktuslarda nükleer boyut genellikle birbirine yakındır.

PDAC'de ise aynı gland içerisinde en büyük ve en küçük nükleus arasında yaklaşık dört kata ulaşan veya aşan boyut farkı malignite lehine güçlü bir ipucu olabilir. (1,2)

Tek başına tanı kriteri değildir; ancak:

düzensiz gland + belirgin nükleer boyut farklılığı + desmoplazi

kombinasyonu oldukça değerlidir.


PDAC neden bu kadar agresif?

Patolog açısından bunun cevabı yalnız “yüksek grade” değildir.

PDAC'ın karakteristik biyolojisi:

  • erken vasküler invazyon,
  • belirgin venöz tropizm,
  • çok sık perinöral yayılım,
  • yoğun desmoplastik stroma,
  • immünolojik olarak görece “soğuk” mikroçevre,
  • erken lenf nodu ve uzak metastaz

ile ilişkilidir. (1,3)

Cerrahi serilerde perinöral invazyon olguların büyük çoğunluğunda, lenf nodu metastazı da tedavi almamış rezeksiyonların önemli bir kısmında görülür.

Bu nedenle küçük bir primer tümör bile biyolojik olarak lokal bir hastalık olmayabilir.


2026 WHO'da grade nasıl veriliyor?

PDAC için üçlü sistem devam ediyor:

  • iyi diferansiye / G1
  • orta diferansiye / G2
  • az diferansiye / G3

Grade yalnız gland oranına bakılarak verilmez.

Birlikte değerlendirilen başlıca özellikler:

  • glandüler organizasyon,
  • gland oluşumu,
  • nükleer atipi,
  • kromatin,
  • pleomorfizm,
  • nükleol,
  • mitotik aktivite,
  • sitoplazmik müsin.

(1)

G1

Genellikle:

  • düzenli glandlar,
  • belirgin glandüler diferansiyasyon,
  • polarize ve görece uniform nükleuslar,
  • bol müsin,
  • düşük mitotik aktivite.

G2

  • daha düzensiz glandlar,
  • artmış nükleer atipi,
  • belirgin nükleoller,
  • daha fazla mitoz,
  • azalmış veya düzensiz müsin.

G3

  • küçük ve kötü oluşmuş glandlar,
  • solid/kribriform alanlar,
  • tek hücre infiltrasyonu,
  • belirgin pleomorfizm,
  • sık ve bazen atipik mitoz,
  • çok az müsin.

Kritik nokta: En yüksek grade alan önemlidir

PDAC belirgin intratümöral heterojenite gösterebilir.

Tümörün büyük kısmı G2 iken küçük bir bölüm belirgin G3 morfoloji gösterebilir.

2026 WHO yaklaşımında:

Grade, tümörde bulunan en yüksek dereceli komponent dikkate alınarak belirlenir.

Dolayısıyla küçük bir az diferansiye alan gözden kaçırılmamalıdır. (1)


Neoadjuvan tedavi sonrasında grade vermeyin

Bu nokta günlük pratik açısından önemlidir.

Neoadjuvan:

  • kemoterapi,
  • kemoradyoterapi

sonrası tümör hücreleri ve stromada ciddi morfolojik değişiklikler oluşabilir.

Bu nedenle klasik:

G1 / G2 / G3

sistemi tedavi sonrası rezeksiyon materyaline uygulanmamalıdır. (1)

Bu materyallerde esas değerlendirme:

  • rezidüel canlı tümör,
  • tedavi etkisi,
  • rezidüel tümörün yaygınlığı,
  • lenf nodu yanıtı,
  • cerrahi sınırlar

üzerinden yapılmalıdır.


2026 WHO'nun önemli ayrımı: “Patern” ile “alt tip” aynı şey değil

PDAC içerisinde farklı morfolojiler bulunabilir.

Ancak her farklı görünüm ayrı bir tümör tipi değildir.

2026 WHO üç önemli morfolojik paterni öne çıkarıyor:

  1. Large duct pattern
  2. Foamy gland / clear cell pattern
  3. Micropapillary pattern

Bunlar ayrı histolojik alt tip olarak değil, konvansiyonel PDAC içinde görülebilen morfolojik paternler olarak değerlendiriliyor. (1)


Micropapillary PDAC artık ayrı alt tip değil

Önceki sınıflamada micropapillary carcinoma ayrı bir alt tip olarak ele alınabiliyordu.

2026 WHO'da ise:

Micropapillary morfoloji, PDAC içerisinde görülebilen bir patern olarak sınıflandırılıyor.

Bu değişikliğin nedeni bağımsız biyolojik/prognostik kimliğine ilişkin verilerin henüz yeterince tutarlı olmaması. (1)

Morfolojide:

  • stromal boşluklar içinde küçük tümör kümeleri,
  • ters polarite,
  • bazen küme içinde nötrofiller

görülebilir.

Meme ve mesane mikropapiller karsinomunu hatırlatan görünüm oluşturabilir.


Large duct pattern: IPMN tuzağı

Large duct pattern özellikle önemli çünkü invaziv PDAC:

IPMN benzeri büyük glandüler yapılardan

oluşabilir.

Glandlar bazen sitolojik olarak oldukça blanddır.

IPMN lehine:

  • düzenli intraduktal yerleşim,
  • daha organize dallanma,
  • gerçek intraduktal mimari

beklenirken;

large duct PDAC'de glandlar daha:

  • gelişigüzel,
  • infiltratif,
  • stromaya dağılmış

görünür. (1)

Cerrahi materyalde tümörün çevre pankreasla ilişkisini değerlendirmek bu nedenle kritik olabilir.


Gerçek histolojik alt tipler hangileri?

2026 WHO'da klinik veya biyolojik anlam taşıyan başlıca PDAC alt tipleri:

  • adenosquamous carcinoma,
  • colloid carcinoma,
  • medullary carcinoma,
  • hepatoid carcinoma,
  • poorly cohesive/signet-ring cell carcinoma,
  • undifferentiated carcinoma,
  • undifferentiated carcinoma with osteoclast-like giant cells.

olarak öne çıkıyor. (1)


1. Adenosquamous carcinoma

Tanı için tümörün yaklaşık:

en az üçte birinin skuamöz diferansiyasyon

göstermesi beklenir.

PDAC'ların yalnız küçük bir bölümünü, kabaca birkaç yüzdesini oluşturur. (1,4)

Skuamöz komponent:

  • solid büyüme,
  • belirgin hücre sınırları,
  • eozinofilik sitoplazma,
  • intersellüler köprüler,
  • değişken keratinizasyon

gösterebilir.

Moleküler olarak yine PDAC ailesindedir:

  • KRAS,
  • TP53,
  • CDKN2A,
  • SMAD4

değişiklikleri sık görülür.

PD-L1 ekspresyonunun özellikle skuamöz komponentte daha belirgin olabileceği bildirilmiştir.


Yeni ama henüz WHO antitesi değil: Metatypic carcinoma

2026'da yaklaşık 30 olguluk bir seride oldukça ilginç bir pankreatik karsinom grubu tanımlandı. (5)

Bu tümörler klasik skiröz PDAC'den farklı olarak:

  • daha iyi sınırlı,
  • belirgin merkezi nekrozlu,
  • solid ve stroma-fakir,
  • yüksek grade,
  • belirgin intratümöral morfolojik heterojeniteye sahip

olabiliyor.

Bazı alanlarda:

  • bazaloid/skuamoid,
  • clear cell,
  • mucoepidermoid-benzeri,
  • sarcomatoid,
  • rhabdoid

morfolojiler görülebiliyor.

İmmünfenotipte basal/squamous program, moleküler olarak ise klasik PDAC'ye kıyasla ARID1A değişikliklerinde artış dikkat çekiyor. (5)

Ancak önemli nokta:

Metatypic carcinoma 2026 WHO'nun resmi ayrı antitesi değildir.

Şimdilik yeni tanımlanmış, doğrulanmayı bekleyen bir grup olarak düşünülmeli.


2. Colloid carcinoma

Colloid carcinoma'da tümör hücrelerinin çok büyük bölümü:

geniş ekstrasellüler müsin gölleri içinde

tek hücreler veya küçük kümeler halinde bulunur.

Tanı için müsinöz komponentin yaklaşık %80 veya daha fazla olması beklenir. (1)

Çoğu olgu:

intestinal tip IPMN

zemininde gelişir.

Tipik fenotip:

  • CDX2,
  • MUC2

ekspresyonuyla intestinal diferansiyasyon gösterebilir.


Colloid carcinoma neden klinik olarak önemli?

Konvansiyonel PDAC'ye göre genellikle daha iyi davranış gösterir.

Ayrıca dMMR/MSI açısından klasik PDAC'den daha zengin bir gruptur. (1,6)

Bu nedenle colloid morfoloji gördüğümüzde:

MMR/MSI değerlendirmesi için eşik düşük olmalıdır.

Bu yalnız sınıflama açısından değil, immünoterapi açısından da önemlidir.


3. Medullary carcinoma: MSI düşün

Medullary carcinoma çok nadirdir.

Morfolojide:

  • pushing/ekspansil sınırlar,
  • solid veya sinsityal tümör tabakaları,
  • belirgin lenfositik infiltrasyon,
  • az desmoplazi

dikkat çekebilir.

Bu morfoloji pankreasta görüldüğünde önemli bir soru:

Gerçekten pankreas primeri mi?

Çünkü benzer görünüm duodenum ve ampulla tümörlerinde daha sık görülür. (1)


Medullary morfoloji = MMR/MSI için kırmızı bayrak

Medullary PDAC:

  • dMMR/MSI,
  • yüksek mutasyon yükü

ile diğer PDAC'lardan daha güçlü ilişki gösterebilir.

Ayrıca:

  • KRAS wild-type,
  • TP53 wild-type

olgular görece daha fazla olabilir. (1,6)

Bu nedenle:

medullary morfoloji → MMR proteinleri/MSI mutlaka akla gelmeli.

Bazı olgular Lynch sendromu ile ilişkili olabilir.


4. Hepatoid carcinoma: artık ayırıcı tanı genişledi

Hepatoid carcinoma için tümörün önemli bir bölümünde, kabaca yarısından fazlasında:

  • hepatosellüler morfoloji,
  • hepatosellüler immünfenotip

beklenir. (1)

Destekleyici markerlar:

  • HepPar1,
  • AFP,
  • canalicular CD10

olabilir.

Ancak bunlar tek başına tanı koydurmaz.


2026 WHO'daki önemli hepatoid değişiklik

Eskiden pankreasta hepatoid görünüm denildiğinde esas olarak:

hepatoid PDAC

düşünülüyordu.

Artık hepatoid diferansiyasyonun:

  • pankreatik nöroendokrin tümörlerde,
  • solid pseudopapillary neoplazmlarda

da görülebileceği daha açık biçimde kabul ediliyor. (1,7)

Dolayısıyla ayırıcı tanı:

  1. metastatik hepatosellüler karsinom,
  2. hepatoid PDAC,
  3. hepatoid diferansiyasyonlu PanNET,
  4. hepatoid görünümlü solid pseudopapillary neoplasm

şeklinde genişletilmelidir.


5. Poorly cohesive / signet-ring cell carcinoma

Bu alt tipte tümörün çok büyük bölümü, yaklaşık %80 veya daha fazlası:

  • diskoheziv,
  • tek tek infiltratif,
  • signet-ring benzeri

hücrelerden oluşur. (1,8)

Nadir görülür ancak agresif davranış gösterebilir.

Tanı koymadan önce özellikle:

  • mide,
  • meme

kökenli metastaz mutlaka dışlanmalıdır.

Moleküler çalışmalar bazı olgularda:

  • MSI,
  • RET füzyonları,
  • EGFR değişiklikleri

gibi potansiyel tedavi ilişkili değişiklikleri bildirmiştir. (8)


6. Undifferentiated carcinoma

Undifferentiated carcinoma'da tümörün çok büyük kısmında belirgin glandüler diferansiyasyon kaybolmuştur.

Pratik olarak yaklaşık:

%80 veya daha fazla undiferansiye komponent

beklenir. (1)

Üç ana morfolojik patern düşünülebilir:

  • anaplastic,
  • sarcomatoid,
  • carcinosarcoma.

Rhabdoid morfoloji görürseniz SWI/SNF düşünün

Undiferansiye pankreatik karsinomların küçük bir bölümünde:

  • iri eozinofilik hücreler,
  • eksantrik çekirdek,
  • paranükleer inklüzyon benzeri yoğun eozinofilik sitoplazma

ile rhabdoid morfoloji görülebilir.

Bu grup:

SWI/SNF kompleks genlerindeki değişiklikler

açısından zenginleşmiş olabilir. (1,9)

Bu nedenle uygun morfolojide:

  • SMARCB1/INI1,
  • SMARCA4/BRG1

gibi markerlar düşünülebilir.


7. Undifferentiated carcinoma with osteoclast-like giant cells

Bu tümörde üç hücre grubunu birbirinden ayırmak önemlidir:

  1. gerçek malign mononükleer hücreler,
  2. reaktif mononükleer histiyositler,
  3. benign osteoklast-benzeri multinükleer dev hücreler.

Dev hücrelerin kendisi neoplastik değildir.

Moleküler olarak tümör yine PDAC ailesindedir ve:

  • KRAS,
  • TP53

gibi klasik değişiklikleri taşıyabilir. (1,10)


UCOGC'nin ilginç prognostik özelliği

Bu tümörün davranışı eşlik eden glandüler PDAC komponentine göre değişebilir.

Saf osteoklast-benzeri dev hücreli form, klasik PDAC'den daha uzun seyir gösterebilir.

Buna karşılık belirgin konvansiyonel glandüler PDAC eşlik ediyorsa davranış daha çok klasik PDAC'ye yaklaşır. (1,10)

Bu nedenle raporda:

eşlik eden konvansiyonel PDAC komponentinin varlığı

özellikle belirtilmeye değerdir.


Yeni prekürsör adayı: Intraductal Papillary Squamous Neoplasm (IPSN)

2026'da yayımlanan çok küçük, yaklaşık yarım düzine olguluk moleküler çalışma oldukça ilginç yeni bir intraduktal lezyonu gündeme getirdi:

Intraductal Papillary Squamous Neoplasm — IPSN

Morfolojide:

  • pankreatik kanal içinde büyüme,
  • fibro-vasküler korlu papiller yapı,
  • çok katlı skuamöz epitel,
  • diffüz skuamöz diferansiyasyon

görülüyor. (11)

İncelenen olgularda invaziv karsinom eşlik etmiş; bazı invaziv tümörlerde belirgin skuamöz komponent de bulunmuştur.

Moleküler olarak intraduktal ve invaziv komponentlerin önemli ortak değişiklikler taşıması:

IPSN'nin gerçek bir invaziv pankreatik karsinom prekürsörü olabileceğini

destekliyor. (11)

Ancak:

IPSN henüz 2026 WHO'da yerleşmiş resmi bir antite değildir.

Yeni ve doğrulanması gereken bir kavramdır.


PDAC'ın moleküler “dört büyükleri”

Konvansiyonel PDAC'de dört gen hâlâ biyolojinin merkezinde:

KRAS

Olguların %90'dan fazlasında değişiklik vardır.

En sık kodon 12 mutasyonları görülür.

CDKN2A

Fonksiyon kaybı olguların çok büyük bölümünde, kabaca %90 civarında veya üzerinde bulunabilir.

TP53

Yaklaşık olguların üçte ikisi–dörtte üçü arasında değişiklik gösterir.

SMAD4

Yaklaşık yarısında inaktivasyon görülür. (1,12–15)

Bu dört gen PDAC'nin temel moleküler iskeletini oluşturmaya devam ediyor.


Fakat “genetik tepeler” de artık önemli

Daha az sık görülen ancak klinik olarak önemli değişiklikler arasında:

  • BRCA1
  • BRCA2
  • PALB2
  • ARID1A
  • KDM6A
  • PBRM1
  • TGFBR2

gibi genler bulunur. (1)

Özellikle homolog rekombinasyon tamir yolaklarındaki değişiklikler tedavi açısından önem taşır.


MTAP kaybı neden giderek dikkat çekiyor?

CDKN2A'nın bulunduğu 9p21 bölgesindeki delesyonlar bazen komşu MTAP genini de içerir.

Bu nedenle bazı PDAC'larda:

CDKN2A kaybı + MTAP kaybı

birlikte görülebilir.

MTAP kaybının oluşturduğu metabolik bağımlılıklar yeni hedefli tedaviler açısından araştırılıyor. (1)

Bugün rutin tüm PDAC raporlarında MTAP IHK gerekli değildir; ancak klinik çalışma ve moleküler hedefleme bağlamında önemi artabilir.


KRAS artık “hedeflenemez” bir gen değil

PDAC patolojisinde uzun süre:

KRAS çok sık ama terapötik olarak kullanışsız

şeklinde bir yaklaşım vardı.

Bu durum değişiyor.

KRAS G12C ile başlayan hedefleme çalışmaları artık:

  • G12D,
  • çoklu RAS aktif durumlarını hedefleyen inhibitörler

gibi yeni stratejilere genişliyor. (16)

Bu nedenle gelecekte patolog açısından yalnız:

KRAS mutant mı?

değil,

Hangi KRAS değişikliği var?

sorusu daha önemli hale gelebilir.


KRAS wild-type PDAC özellikle önemlidir

Bir PDAC'de KRAS mutasyonu bulunmaması “negatif sonuç” olarak görülmemelidir.

Bu küçük grupta:

  • füzyonlar,
  • BRAF/MAPK yolak değişiklikleri,
  • MSI/dMMR,
  • başka hedeflenebilir alterasyonlar

daha fazla araştırılmalıdır.

Dolayısıyla:

KRAS wild-type PDAC, geniş moleküler profilleme için özellikle değerli bir gruptur.


Neoadjuvan tedavi sonrası patoloji: 2026'da hâlâ çözülmemiş sorun

PDAC'de neoadjuvan tedavinin yaygınlaşması patolog için yeni bir problem oluşturdu:

Tedavi yanıtını nasıl ölçeceğiz?

Başlıca sistemler:

  • CAP tumor regression score,
  • MD Anderson sistemi

olmasına rağmen özellikle kısmi yanıt olgularında gözlemciler arası uyum mükemmel değildir. (1,17,18)

2026 tarihli modern neoadjuvan tedavi serilerinde histopatolojik yanıtın görüntülemeden daha fazla prognostik bilgi verebildiği gösterilmiş olsa da ideal sistem hâlâ belirlenmiş değildir. (19)


Morfolojik heterojenite yeni prognostik alan olabilir

Neoadjuvan tedavi sonrası rezidüel tümörün yalnız miktarı değil, morfolojik heterojenitesi de dikkat çekiyor.

Yakın tarihli çalışmada tek baskın morfoloji gösteren rezidüel PDAC'ların, birden fazla farklı morfolojik patern içeren tümörlere göre daha iyi seyredebildiği bildirilmiştir. (20)

Bunun olası biyolojik karşılığı:

morfolojik heterojenite → daha fazla klonal/genomik heterojenite

olabilir.

Henüz rutin raporlama parametresi değildir ancak gelecekte önemli olabilir.


Patologdan bugün ne bekleniyor?

PDAC rezeksiyon raporunda yalnız:

“Duktal adenokarsinom”

yazmak giderek yetersiz hale geliyor.

Pratik olarak şu noktalar önemlidir:

Histolojik tip

Konvansiyonel PDAC mı?

Yoksa:

  • adenosquamous,
  • colloid,
  • medullary,
  • poorly cohesive/signet-ring,
  • hepatoid,
  • undifferentiated,
  • UCOGC

gibi gerçek bir alt tip mi?

Grade

Tedavi almamış tümörde:

G1 / G2 / G3

ve en yüksek grade komponent dikkate alınmalı.

Perinöral invazyon

PDAC'nin önemli ve karakteristik yayılım yollarından biridir.

Lenfovasküler invazyon

Özellikle venöz invazyon dikkatle aranmalıdır.

Lenf nodları

  • pozitif nod sayısı,
  • toplam nod sayısı,
  • gerektiğinde extranodal yayılımın belgelenmesi.

Cerrahi sınırlar

Özellikle:

  • uncinate/SMA,
  • posterior,
  • pankreatik boyun,
  • safra yolu,
  • enterik sınırlar

uygun materyale göre değerlendirilmelidir.

Prekürsör lezyon

Eşlik eden:

  • PanIN,
  • IPMN,
  • IOPN veya diğer intraduktal neoplaziler

invaziv tümörün biyolojik bağlamını açıklayabilir.

Neoadjuvan tedavi varsa

Klasik histolojik grade yerine:

  • rezidüel tümör,
  • tedavi yanıtı,
  • ypTNM

ön plana çıkmalıdır.


Morfoloji moleküler testi yönlendirebilir

2026 WHO'nun patolog açısından belki de en önemli mesajı budur.

Belirli morfolojiler artık belirli moleküler soruları tetiklemelidir:

Colloid carcinoma

MMR/MSI düşün

Medullary carcinoma

MMR/MSI ve yüksek TMB düşün

KRAS-wild type PDAC

geniş moleküler profil / füzyon araştır

Rhabdoid undifferentiated carcinoma

SWI/SNF kaybını araştır

Ailevi/erken yaş PDAC

BRCA1/2, PALB2 ve diğer herediter yatkınlık genlerini düşün

Merkezi nekrotik, iyi sınırlı, bazaloid yüksek grade tümör

→ klasik PDAC dışındaki tümörlerle birlikte metatypic carcinoma spektrumunu akılda tut.

Bu nedenle modern pankreas patolojisinde:

H&E yalnız tanıyı koymuyor; hangi moleküler testin daha anlamlı olacağını da söylüyor.


2026 WHO'dan Patolog İçin En Önemli Değişiklikler

  1. PDAC grade sistemi korunuyor ancak morfolojik kriterler daha ayrıntılı tanımlanıyor.

  2. En yüksek grade komponent tümörün grade'ini belirliyor.

  3. Neoadjuvan tedavi sonrası klasik PDAC grade'i uygulanmıyor.

  4. Micropapillary carcinoma artık ayrı alt tipten çok morfolojik patern olarak değerlendiriliyor.

  5. Large duct ve foamy/clear cell morfolojiler de patern kategorisinde.

  6. Hepatoid diferansiyasyon yalnız PDAC'de görülmüyor; PanNET ve solid pseudopapillary neoplasm da ayırıcı tanıya girdi.

  7. Colloid ve özellikle medullary morfoloji MMR/MSI açısından önemli ipuçları sağlıyor.

  8. Undiferansiye/rhabdoid morfolojilerde SWI/SNF değişikliklerinin önemi artıyor.

  9. Metatypic carcinoma ve IPSN önemli yeni kavramlar ancak henüz yerleşmiş WHO antiteleri değil.

  10. Neoadjuvan tedavi sonrası regresyonun en doğru histolojik ölçümü hâlâ çözülmemiş bir problem.


Sonuç

2026 WHO ile PDAC patolojisindeki en önemli değişiklik yeni isimlerin eklenmesinden çok, morfolojinin biyolojik anlamının daha iyi tanımlanmasıdır.

Artık patolog için üç düzey birlikte düşünülmelidir:

Morfoloji → histolojik alt tip → moleküler olasılık

Örneğin:

medullary görünüm → dMMR/MSI

colloid görünüm → intestinal/IPMN ilişkisi + dMMR/MSI

rhabdoid görünüm → SWI/SNF

KRAS-wild type PDAC → alternatif hedeflenebilir driver

şeklindeki bağlantılar günlük pratiğe giderek daha fazla girmektedir.

Buna karşılık 2026 WHO önemli bir ihtiyat mesajı da veriyor:

Her dikkat çekici morfoloji ayrı bir tümör değildir.

Micropapillary görünümün yeniden patern kategorisine alınması bunun en güzel örneğidir.

Pankreas patolojisinin yakın geleceği muhtemelen yeni isimlerden çok:

histoloji + moleküler profil + tedavi yanıtı + tümör mikroçevresi

birlikteliği üzerinden şekillenecek.


Kaynaklar

(1) Luchini C.
Pancreatic ductal adenocarcinoma and its subtypes: clinical relevance of histopathology and molecular characterization, integrating the key updates of the 2026 WHO classification.
Virchows Arch. 2026.
DOI: 10.1007/s00428-026-04681-1
https://doi.org/10.1007/s00428-026-04681-1

(2) Luchini C.
Diagnostic pearls and pitfalls in the evaluation of biopsies of the pancreas.
Arch Pathol Lab Med. 2025.
https://doi.org/10.5858/arpa.2023-0426-RA

(3) Hruban RH, Gaida MM, Thompson E, et al.
Why is pancreatic cancer so deadly? The pathologist's view.
J Pathol. 2019;248:131-141.
DOI: 10.1002/path.5260

(4) Ramia JM, et al.
Adenosquamous carcinoma of the pancreas: outcomes of a multicenter European study.
Ann Surg Oncol. 2026.
DOI: 10.1245/s10434-025-19051-5

(5) Atasoy D, Saka B, Armutlu A, et al.
Metatypic Carcinoma of the Pancreas.
Am J Surg Pathol. 2026;50:393-405.
PMID: 41622468
DOI: 10.1097/PAS.0000000000002513
https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/41622468/

(6) Luchini C, Brosens LAA, Wood LD, et al.
Comprehensive characterisation of pancreatic ductal adenocarcinoma with microsatellite instability.
Gut. 2021;70:148-156.
DOI: 10.1136/gutjnl-2020-320726

(7) Mattiolo P, Scarpa A, Luchini C.
Hepatoid tumors of the gastrointestinal/pancreatobiliary district: morphology, immunohistochemistry, and molecular profiles.
Hum Pathol. 2023;132:169-175.

(8) Simbolo M, Silvestris N, Malleo G, et al.
Clinical and genomic characterization of pancreatic ductal adenocarcinoma with signet-ring/poorly cohesive cells.
Mod Pathol. 2023;36:100251.
DOI: 10.1016/j.modpat.2023.100251

(9) Yavas A, et al.
SWI/SNF complex-deficient undifferentiated carcinoma of the pancreas: clinicopathologic and genomic analysis.
Mod Pathol. 2024;37:100585.

(10) Muraki T, Reid MD, Basturk O, et al.
Undifferentiated carcinoma with osteoclastic giant cells of the pancreas: clinicopathologic analysis.
Am J Surg Pathol. 2016;40:1203-1216.

(11) Bevere M, Pea A, Adsay V, et al.
Intraductal Papillary Squamous Neoplasm of the Pancreas: Histological and Molecular Characterization of a Novel and Distinct Intraductal Cancer Precursor.
Mod Pathol. 2026;39:101011.
DOI: 10.1016/j.modpat.2026.101011
https://doi.org/10.1016/j.modpat.2026.101011

(12) Smit VT, et al.
KRAS codon 12 mutations occur very frequently in pancreatic adenocarcinomas.
Nucleic Acids Res. 1988.

(13) Caldas C, et al.
Frequent somatic mutations and homozygous deletions of the p16/CDKN2A gene in pancreatic adenocarcinoma.
Nat Genet. 1994.

(14) Barton CM, et al.
Abnormalities of the TP53 tumor suppressor gene in human pancreatic cancer.
Br J Cancer. 1991.

(15) Hahn SA, et al.
DPC4/SMAD4 as a tumor suppressor gene in pancreatic cancer.
Science. 1996.

(16) O'Reilly EM, et al.
Daraxonrasib or chemotherapy in previously treated metastatic pancreatic cancer.
N Engl J Med. 2026.
DOI: 10.1056/NEJMoa2605555

(17) Janssen BV, et al.
Histopathological tumour response scoring in resected pancreatic cancer following neoadjuvant therapy: international interobserver study.
Br J Surg. 2023;110:67-75.

(18) van Roessel S, et al.
Scoring of tumour response after neoadjuvant therapy in resected pancreatic cancer: systematic review.
Br J Surg. 2021;108:119-127.

(19) McClelland PH, et al.
Assessing Response and Outcomes to Modern Multiagent Neoadjuvant Therapy for Pancreatic Ductal Adenocarcinoma.
Ann Surg Oncol. 2026.
PMID: 42319588
DOI: 10.1245/s10434-026-19990-7

(20) Lionetto G, et al.
Morphologic Characterization of Pancreatic Ductal Adenocarcinoma Following Post-neoadjuvant Pancreatectomy and Clinical Value of Intratumor Heterogeneity.
Ann Surg. 2026;284:e2-e11.
PMID: 39403801
DOI: 10.1097/SLA.0000000000006565

Etiket: Gastrointestinal Patoloji / Pankreas Patolojisi / WHO 2026 / Moleküler Patoloji

Bu yazı bireysel yorum ve eğitim amaçlıdır; tanı veya raporlama amacıyla kullanılamaz.