Bu hafta sonunun güçlü yayınları, patolojinin giderek daha bütünleşik bir karar alanına dönüştüğünü gösteriyor: akciğer tümörlerinde geniş moleküler profilleme ve yeniden biyopsi öne çıkarken; duodenum kanseri kılavuzu biyopsi endikasyonlarını güncelliyor, yapay zekâ meme kanserinde genomik skor ve hormon reseptörü tahminine yaklaşıyor, renal elektron mikroskopisinde ise daha güvenli bir fiksatif seçeneği gündeme geliyor. HPV ilişkili orofarenks kanseri ve nadir hepatik mukoepidermoid karsinom çalışmaları da patolojik değerlendirmenin tedavi kararındaki ağırlığını hatırlatıyor.
Akciğer kanserinde küçük örnek, büyük moleküler yük
Lancet Respiratory Medicine derlemesi, ileri evre küçük hücreli dışı akciğer kanserinde yerleşik hedefleri EGFR, ALK, ROS1, KRAS, BRAF, RET, HER2, MET ve NTRK ile sınırlamıyor; NRG1 füzyonları, MTAP kaybı ve SMARCA4 eksikliği gibi yeni adayları da gündeme taşıyor. Direnç, tümör heterojenliği ve soy değişimi nedeniyle tedavi ilerlemesinde yeniden doku biyopsisi ile dolaşımdaki tümör DNA’sının birlikte değerlendirilmesi özellikle vurgulanıyor.
Buna paralel olarak pulmoner sitoloji derlemesi, sitolojik materyalin yalnızca tanı için değil; immünositokimya, moleküler testler ve gelecekte olası proteomik analizler için de korunması gerektiğini gösteriyor. Düşük tümör hücresi miktarı, üç boyutlu hücre kümeleri ve preparasyon standardizasyonu hâlâ önemli darboğazlar. Patolog açısından temel mesaj, küçük örnekte morfolojik tanıya ulaşırken tedaviyi belirleyecek testler için materyali tüketmemek.
Evre IA, EGFR mutasyonlu akciğer adenokarsinomlarına ilişkin 456 hastalık retrospektif çalışma ise adjuvan EGFR-TKI tedavisinden özellikle solid komponent içeren tümörlerin yararlanabileceğini düşündürüyor. Bununla birlikte, sağkalım avantajı immortal-time yanlılığını ele alan analizlerde tutarlı değil. Bulgular yeni bir tedavi standardı oluşturmuyor; fakat solid komponent ve diğer yüksek riskli morfolojik özelliklerin eksiksiz raporlanmasının klinik önemini güçlendiriyor.
Genomik testin zamanlaması da bir patoloji kararı
Japonya’dan iki büyük gerçek yaşam veri tabanını ve dokuz solid tümörü kapsayan on yıllık analiz, art arda yapılan eşlikçi tanı testlerinin ardından kapsamlı genomik profillemeye geçilmesinin maliyeti ve tedavi gecikmesini artırabileceğini gösteriyor. Araştırmacılar, uygun hastalarda daha erken geniş panel kullanımının tekrarlayan testleri azaltabileceğini savunuyor.
Sonuçlar Japon sağlık sistemi ve geri ödeme koşullarına bağlı olsa da patoloji laboratuvarları için evrensel bir soru ortaya koyuyor: sınırlı dokuda ardışık tek-gen testleri mi, başlangıçtan itibaren geniş panel mi? Test algoritmasının tümör tipi, mevcut tedaviler, doku miktarı ve sonuçlanma süresiyle birlikte planlanması gerekiyor.
Duodenum biyopsisinde güncellenen sınırlar
2025 duodenum kanseri klinik uygulama kılavuzu, non-ampuller duodenal epitelyal tümörlerde biyopsi endikasyonlarını ve endoskopik tedavi ölçütlerini daha belirgin hâle getiriyor. ESD önerileri lezyon boyutu ve merkezin deneyimine göre katmanlandırılırken, ileri hastalıkta gen paneli, biyobelirteçler ve immün kontrol noktası inhibitörleri kişiselleştirilmiş tedavinin parçası olarak ele alınıyor.
Patolog için önemli nokta, tanısal biyopsinin yalnızca “doku almak” olmadığı: örnekleme kararı daha sonraki endoskopik rezeksiyonu ve histolojik değerlendirmeyi etkileyebilir. Bununla birlikte, tam biyopsi algoritmasının uygulanması için kılavuzun ayrıntılı önerilerine başvurulmalı; PubMed özeti tek başına teknik eşikleri vermiyor.
H&E’den genomik skora: umut var, ikame henüz yok
Bir yorum yazısı, hormon reseptörü pozitif/HER2 negatif erken meme kanserinde H&E görüntüleri ve klinikopatolojik verilerden Oncotype DX skorunu tahmin eden çok modlu modeli değerlendiriyor. TAILORx ve altı dış kohortta 5.000’den fazla olguyla sınanan model, yüksek rekürrens skorunu ayırmada yaklaşık 0,90 AUC’ye ulaşmış.
Buna rağmen intratümöral heterojenlik, eşik çevresindeki kalibrasyon belirsizliği ve nod-pozitif hastalarda randomize doğrulama eksikliği nedeniyle model genomik testin yerine geçmeye hazır değil. Bugünkü en makul rolü, olgu önceliklendiren veya uyumsuz sonuçları işaretleyen yardımcı araç olmak.
Ayrı bir proof-of-concept çalışmada ATR-FTIR spektroskopisi ve yapay zekâ, FFPE meme tümörlerinde ER ve PR durumunu etiketsiz olarak sınıflandırdı. CNN modelleri yüksek performans gösterse de çalışma her reseptör için yalnızca yaklaşık 70 örnek içeriyor, belirgin pozitif ve negatif alanlar patolog tarafından önceden seçiliyor ve bağımsız çok merkezli doğrulama bulunmuyor. Bu nedenle IHK hâlâ referans yöntem; çalışma şimdilik alternatif bir tanısal platformun teknik fizibilitesini gösteriyor.
Renal EM için daha güvenli fiksatif mümkün mü?
Normal nefrektomi korteksi üzerinde yapılan çalışmada asitsiz glioksal, özellikle 48–72 saatlik fiksasyondan sonra podosit ayaksı çıkıntıları, slit diyaframları, endotelyal fenestrasyonları ve glomerüler bazal membranı iyi düzeyde korudu. Parafin bloktan geri kazanılan dokuda da sık karşılaşılan tanısal sorular için kullanılabilir ultrastrüktür elde edildi.
Ancak çalışma hastalıklı renal biyopsileri kapsamıyor ve test edilen immünohistokimyasal belirteçlerde reaktivite azalıyor. Dolayısıyla glioksal hemen glutaraldehitin yerine konacak bir yöntem değil; doğrulama sonrasında iş güvenliği ve parafin bloktan kurtarma amaçlarıyla değerli olabilecek bir seçenek.
HPV ilişkili orofarenks kanserinde patolojik yanıtın ağırlığı
Çok merkezli faz II çalışmada rezektabl HPV ilişkili orofarengeal skuamöz hücreli karsinomlu 32 hasta neoadjuvan üçlü kemoterapi sonrası cerrahiye yönlendirildi. Yaklaşık üçte ikisinde patolojik tam yanıt elde edildi ve hastaların yaklaşık onda dokuzunda postoperatif radyoterapiden kaçınıldı.
Bununla birlikte çalışma birincil sonlanım noktasına ulaşmadı ve hasta sayısı küçüktü. Yaklaşım rutin uygulamayı değiştirmek için yeterli değil; ancak merkezî patolojik yanıt değerlendirmesi, primer ile lenf nodlarının birlikte incelenmesi ve doku HPV RNA’sının plazma ctHPV DNA ile eşleştirilmesi gelecekteki de-eskalasyon çalışmalarının temel bileşenleri olacak.
Hepatik mukoepidermoid karsinom: MAML2 yokluğu dışlatıcı değil
İki yeni olgunun önceki 24 vaka ile birlikte değerlendirildiği çalışma, primer hepatik mukoepidermoid karsinomun morfolojik ve moleküler açıdan klasik kolanjiyokarsinoma yakın, fakat daha kötü seyirli olabilecek nadir bir alt tip olduğunu ileri sürüyor. Değerlendirilebilen altı olgunun yalnızca birinde MAML2 yeniden düzenlenmesi bulunması, tükrük bezi kökenli tümörlerdeki moleküler beklentinin karaciğere doğrudan taşınamayacağını gösteriyor.
Tanı; müsinöz, epidermoid ve intermediate hücrelerin birlikte tanınmasına, olası başka bir primer odağın dışlanmasına ve kolanjiyokarsinom spektrumuyla karşılaştırmaya dayanmalı. Vaka sayısı çok küçük olduğundan prognostik ve sınıflandırıcı sonuçlar temkinli yorumlanmalı.
Kaynaklar
- İleri evre KHDAK’de hedefler ve tedavi stratejileri — PMID: 42702211 — https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/42702211/
- Dokuz solid tümörde CDx ve kapsamlı genomik profilleme — PMID: 42700199 — https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/42700199/
- Pulmoner sitolojinin dönüşen rolü — PMID: 42700421 — https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/42700421/
- Evre IA EGFR-mutant akciğer adenokarsinomunda adjuvan EGFR-TKI — PMID: 42700335 — https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/42700335/
- Duodenum kanseri 2025 klinik uygulama kılavuzu — PMID: 42700275 — https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/42700275/
- Renal ultrastrüktürel patolojide asitsiz glioksal — PMID: 42700378 — https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/42700378/
- H&E’den rekürrens skoru tahminine ilişkin değerlendirme — PMID: 42702146 — https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/42702146/
- FFPE meme dokusunda yapay zekâ destekli FTIR — PMID: 41905185 — https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/41905185/
- HPV ilişkili orofarenks kanserinde neoadjuvan tedavi ve patolojik yanıt — PMID: 42701122 — https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/42701122/
- Primer hepatik mukoepidermoid karsinom — PMID: 42700740 — https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/42700740/