Günün öne çıkan çalışması olan podosit infolding glomerülopatisinin yeni TEM ölçütleri ayrı yazıda ele alındı. O çalışma doğrudan bir morfolojik sınıflama önerirken, aşağıdaki yayınlar patoloji raporundaki ayrıntıların risk hesaplaması, moleküler sınıflama ve tedavi seçimiyle nasıl birleşebileceğine odaklanıyor.
Diğer güçlü sinyaller; benign meme tanılarının uzun dönem risklerinin birbirinden belirgin biçimde ayrılması, patolog tarafından başlatılan endometrium moleküler testlerinin sınıflamayı değiştirebilmesi, renal biyopside EM’nin vazgeçilmez katkısı ve akciğer ile kolanjiyokarsinomda tedaviye dönük biyobelirteçlerin ölçümüdür.
Benign meme lezyonlarında geniş kategoriler riski gizleyebilir
Sekiz kayıt sisteminden 131.075 benign meme biyopsisi ile yaklaşık 1,6 milyon biyopsisiz kontrolün karşılaştırıldığı çalışmada, aynı klasik histolojik kategori içindeki tanıların gelecekteki kanser riski önemli ölçüde farklıydı. LCIS invaziv kanser riskinde yaklaşık 5,6 kat artışla ilişkiliyken, atipisiz proliferatif lezyonlarda papillomatozis neredeyse nötr; multipl papillomlar ise yaklaşık 2,8 kat riskle ilişkiliydi.
Patolog için mesaj: Spesifik tanıyı raporlamak, yalnızca “atipisiz proliferatif değişiklik” gibi geniş bir üst kategori kullanmaktan daha değerli olabilir. Ancak gözlemsel verilerden doğrudan takip aralığı veya cerrahi karar çıkarılmamalı.
Patoloğun moleküler test önerisi endometrium sınıfını değiştirebilir
Endometrium karsinomlarında patolog yorumuyla moleküler test önerilen 38 olgunun yalnızca 16’sında test yapılmış; bunların yarısında sınıflama etkilenmiş. Dört POLE-mutant tümör saptanmış, dört olguda ise p53 veya MMR immünohistokimyasıyla moleküler sonuç arasında klinik açıdan anlamlı uyumsuzluk görülmüş. Bir POLE-mutant olguda moleküler bulgu evre grubunu düşürmüş.
Patolog için mesaj: Yüksek dereceli veya POLE-benzeri morfoloji, beklenmedik p53 paterni ve klinik bağlamla uyuşmayan MMR sonucu, raporda hedefli moleküler test önerisini hak edebilir. Seri küçük, seçilmiş ve tek merkezli olduğundan evrensel bir test algoritmasının doğrulaması değildir.
Renal biyopside EM hâlâ tanının ana bileşeni
On yıllık 729 erişkin doğal böbrek biyopsisi serisinde elektron mikroskopisi olguların %20,7’sinde tanı için kritik, %67,5’inde destekleyici bulundu. EM, immünfloresansı negatif olguların %64’ünde ve teknik olarak yetersiz IF örneklerinin neredeyse tamamında elektron-dens depo gösterdi.
Patolog için mesaj: Doğal böbrek biyopsisinde EM için doku ayırmak hâlâ güçlü biçimde gerekçelidir. Özellikle IF’nin negatif veya yetersiz olduğu olgularda “depo yok” sonucuna varmadan ultrastrüktürel korelasyon aranmalıdır. Bulgular tek merkezin retrospektif deneyimidir.
STAS, EGFR-mutant akciğer adenokarsinomunda daha güçlü bir sinyal
Tam rezeksiyon uygulanmış 347 akciğer adenokarsinomunda STAS yaklaşık dörtte bir, EGFR mutasyonu ise olguların yarısında saptandı. STAS hem EGFR-mutant hem de wild-type grupta kötü sonuçlarla ilişkiliydi; ancak çok değişkenli analizde bağımsız prognostik etkisi EGFR-mutant grupta korundu.
Patolog için mesaj: Dokuzuncu TNM’de histolojik faktör olarak yer bulan STAS’ın raporlanması, özellikle EGFR-mutant tümörlerde ek prognostik bilgi sağlayabilir. Retrospektif tasarım ve STAS değerlendirmesindeki örnekleme/artefakt sorunları göz önünde tutulmalı.
MET ve FGFR2b: İki farklı hedef, iki farklı ölçüm sorunu
238 NSCLC örneğinde yeni LBP4 c-MET antikoru, SP44 ile %93,7 uyum gösterdi. Savolitinib alan 51 hastadaki sonuçlar yüksek IHK skorunun daha iyi sağkalımla ilişkili olabileceğini düşündürüyor. Bununla birlikte tek merkezli tedavi alt grubunun küçüklüğü, testi doğrulanmış bir prediktif eşik haline getirmiyor.
İntrahepatik kolanjiyokarsinomda proteogenomik çalışma ise FGFR2b’yi baskın transkript izoformu olarak tanımladı. Küçük IHK doğrulama grubunda membran boyanması yaklaşık üçte bir oranındaydı ve FGFR2 füzyonlu olguların tamamında görüldü.
Patolog için mesaj: Transkript düzeyindeki yüksek izoform prevalansı, protein düzeyinde aynı pozitiflik oranı anlamına gelmiyor. FGFR2b hedefli tedaviler için standardize antikor, eşik ve klinik yanıt korelasyonu gerekiyor.
WHO ölçütlerine uymayan tiroid “UMP” nodülleri
Şüpheli kapsül veya damar invazyonu olmadığı için mevcut WHO’nun FT-UMP/WDT-UMP tanımına uymayan 39 foliküler paternli nodül incelendi. RAS/RAS-benzeri değişiklikler yaklaşık dörtte birinde, TERT promotör veya PIK3CA gibi yüksek riskli değişiklikler beşte birinde bulundu. Medyan 2,5 yıllık takipte nüks ya da metastaz görülmedi.
Patolog için mesaj: Kaygı verici morfoloji veya moleküler değişiklik, invazyon kanıtı bulunmayan bir nodülü otomatik olarak malign yapmıyor. Bulgular konservatif cerrahiyi desteklese de önerilen “borderline thyroid nodule” grubu henüz WHO kategorisi değildir; seri küçük ve takip kısadır.
Kaynaklar
- Specific benign breast diagnoses and future breast cancer risk. PMID: 42611528. PubMed
- Pathologist-recommended molecular testing in endometrial cancer. PMID: 42612925. PubMed
- Diagnostic role of electron microscopy in native kidney biopsies. PMID: 42610402. PubMed
- STAS according to EGFR mutation status in lung adenocarcinoma. PMID: 42611509. PubMed
- Comparative c-MET SP44 and LBP4 assays in NSCLC. PMID: 42610370. PubMed
- FGFR2b as a cell-surface target in intrahepatic cholangiocarcinoma. PMID: 42611968. PubMed
- Thyroid nodules of uncertain malignant potential outside WHO criteria. PMID: 42612924. PubMed
Bu metin literatür özetidir; klinik karar veya hasta özelinde tıbbi öneri yerine geçmez.