Günün öne çıkan EA1181/CompassHER2 çalışması ayrı yazıda ele alındı; oradaki temel tema, patolojik tam yanıtın tedavi azaltma kararının merkezine yerleşmesiydi.
Kalan yayınlar daha çok günlük tanısal muhakemeyi ilgilendiriyor: negatif p16’nın yol açabileceği yanlış sınıflandırma, TERT ile tiroid kanseri riskinin ayrıştırılması, az diferansiye tümörlerde moleküler sınıflama, gastrointestinal biyopsilerde ayırıcı tanı ve çoklu metastazlarda yanıt örneklemesi öne çıkıyor.
Gastrik İntestinal Metaplazide Metformin: İlginç, Ancak Doğrulama Bekleyen RCT
Patolojik olarak doğrulanmış intestinal metaplazisi bulunan, H. pylori-negatif ve diyabetik olmayan 140 hasta; altı ay metformin veya folat almak üzere randomize edildi. İntestinal metaplazi gerilemesi metformin kolunda yaklaşık %49, kontrol kolunda %31 bulundu.
Bu, histolojik gerilemeyi klinik sonlanım olarak kullanan dikkat çekici bir çalışma. Ancak açık etiketli, tek merkezli ve görece küçük olması; etkinin güven aralığının sınırda kalması ve yalnızca altı aylık değerlendirme yapılması nedeniyle metformini rutin tedaviye taşımaz. Patolog açısından çalışma, takip biyopsilerinde standart bölge örneklemesi ve tutarlı metaplazi derecelendirmesinin önemini hatırlatıyor.
Negatif p16, HPV İlişkili Servikal SCC’yi Dışlamıyor
Servikal SCC’lerin 11/201’inde negatif veya fokal p16 ekspresyonu saptandı. Bu küçük grup hem yüksek riskli HPV ilişkili hem HPV-bağımsız tümörleri içeriyordu. Yüksek riskli HPV ile ilişkili, p16-negatif dört tümörün üçünde MTAP kaybı da vardı.
Pratik mesaj net: p16 kaybı tek başına HPV-bağımsız tümör tanısı koydurmamalı. Morfoloji uyumsuzsa doğrudan HPV testi veya önceki sıvı bazlı HPV sonucuyla korelasyon gerekli. Çalışma yalnızca 11 olguya dayandığından MTAP, RB1 ve TERT bulguları şimdilik destekleyici biyolojik gözlemler olarak görülmeli.
Papiller Tiroid Karsinomunda Yaşın Arkasındaki TERT Sinyali
Üç kurumsal kohort ile TCGA ve GENIE verilerinin birleştirildiği 1.555 hastalık analizde TERT promotör varyantlarının sıklığı yaşla belirgin biçimde arttı. Uzun dönem sonuçları bulunan 169 hastada TERT varyantı, yaş ve patolojik TNM kategorilerinden bağımsız olarak daha kötü hastalığa özgü sağkalımla ilişkiliydi.
Bulgular, ileri yaşın taşıdığı prognostik etkinin en azından bir bölümünün TERT biyolojisiyle açıklanabileceğini düşündürüyor. TERT sonucunun moleküler raporda görünür biçimde belirtilmesi yararlı olabilir; ancak retrospektif veri mevcut evreleme sisteminde yaşın yerini tek başına değiştirmek için yeterli değil.
Az Diferansiye Tümörlerde Moleküler Profil Tanıyı Yeniden Çiziyor
Sekiz RAF/BRAF-alterasyonlu mezenkimal tümörlük seri, bu neoplazilerin erişkinlerde ve derin ya da visseral bölgelerde de görülebildiğini gösterdi. Yüksek dereceli morfolojiye sahip olgular S100 ve CD34 ekspresyonunu kaybedebiliyor; iki yeni füzyon ile BRAF V600E değişiklikleri saptandı. Buna karşın izlemde hastalığa bağlı ölüm görülmedi. Küçük seri, morfolojik derecenin biyolojik davranışı tek başına yansıtmayabileceğini ve geniş moleküler profilin sınıflandırmada gerekli olabileceğini düşündürüyor.
Ayrı bir 43 olguluk seride sindirim sisteminin az diferansiye malignitelerinin yaklaşık üçte birinde SMARCA4 kaybı bulundu ve bu kayıp daha kötü sağkalımla ilişkiliydi. TCGA incelemesinde eşlik eden hedeflenebilir değişiklikler bildirilse de bunlar doğrudan tedavi yanıtı kanıtı değil. Az diferansiye gastrointestinal tümörlerde uygun morfolojik bağlamda SMARCA4 IHK’sı değerli bir ayrıştırıcı olabilir.
IBD ile Gastrointestinal Tüberküloz Ayrımında İki Basit İpucu
Dört yüz on iki mukozal biyopsinin değerlendirildiği çalışmada bazal plazmasitoz ve buna eşlik eden mukozal eozinofili, IBD’yi gastrointestinal tüberkülozdan ayırmada orta düzeyde tanısal katkı sağladı. Bazal plazmasitozun en az üç biyopsi fragmanında görülmesi IBD lehine kanıtı güçlendirdi.
Bu bulgular tek başına dışlama ölçütü değil; granülomlar, dağılım, mikrobiyolojik inceleme, görüntüleme ve tedavi yanıtıyla birlikte yorumlanmalı. Yine de özellikle tüberkülozun yaygın olduğu bölgelerde, bazal plazmasitozun varlığı kadar kaç fragmanda görüldüğünü kaydetmek yararlı olabilir.
Çoklu Kolorektal Karaciğer Metastazlarında Tek Yanıt Skoru Yetmeyebilir
Preoperatif kemoterapi sonrası rezeke edilen 180 hastaya ait 705 metastazda, lezyonlar arası patolojik yanıt heterojenliği kullanılan ölçüte göre %45–53 oranındaydı. Heterojen olgularda en az bir iyi yanıtlı veya tam yanıtlı metastaz bulunması daha iyi sağkalımla ilişkiliydi.
Bu retrospektif veri, yalnızca en büyük lezyonun yanıtını raporlamanın hastanın tüm tümör yükünü temsil etmeyebileceğini gösteriyor. Çoklu metastazlarda lezyon bazlı canlı tümör yüzdesi veya regresyon derecesinin ayrı kaydedilmesi, klinik korelasyonu güçlendirebilir.
Kaynaklar
- Metformin ve gastrik intestinal metaplazi — PMID: 40518567
- Servikal SCC’de nondiffüz p16 — PMID: 42619632
- Papiller tiroid karsinomunda TERT ve yaş — PMID: 42623041
- RAF/BRAF-alterasyonlu mezenkimal tümörler — PMID: 42236131
- Sindirim sistemi tümörlerinde SMARCA4 kaybı — PMID: 42619565
- IBD–gastrointestinal tüberküloz ayrımı — PMID: 42336635
- Kolorektal karaciğer metastazlarında yanıt heterojenliği — PMID: 42624041