Günün öne çıkan MTAP çalışması ayrı yazıda ele alındı; o çalışma tek bir biyobelirtecin iki laboratuvar yöntemiyle güvenilir saptanmasına odaklanıyordu.
Kalan yüksek sinyalli yayınlar daha geniş bir alana yayılıyor: intrahepatik kolanjiyokarsinomun FGFR2/3 ile ilişkili alt tipi, biliyer kanserde ctDNA ile moleküler rezidüel hastalık izlemi, nonfonksiyone PitNET'lerde soy belirleyen transkripsiyon faktörleri, neoadjuvan tedavi sonrası rezidüel tümör miktarı ve ürotelyal karsinomda stromal-immün morfoloji. Ortak nokta, morfoloji ile moleküler veya sayısal verinin birlikte kullanılmasının risk sınıflamasını güçlendirebilmesi.
FGFR2/3 değişmiş intrahepatik kolanjiyokarsinom ayrı bir klinikopatolojik profil çiziyor
Doksan genomik profilli intrahepatik kolanjiyokarsinomun 25'inde FGFR2/3 değişikliği saptandı. Bu grup daha genç hastalarda, daha büyük fakat daha iyi diferansiye, müsin üretmeyen ve küçük kanal tipindeki tümörlerle ilişkiliydi; BAP1 değişiklikleri daha sık, TP53 ve KRAS değişiklikleri daha seyrekti.
Hastalığa özgü sağkalım tek değişkenli analizde daha iyiydi, ancak ilişki çok değişkenli analizde korunmadı. Bu nedenle FGFR2/3 durumu bağımsız iyi prognoz belirteci olarak sunulmamalı. Patolog açısından daha sağlam çıkarım, küçük kanal ve müsin üretmeyen morfolojinin genomik profillemeyi önceliklendirebileceği; morfolojinin ise hedeflenebilir füzyon veya mutasyon testinin yerine geçemeyeceğidir.
Biliyer kanserde ctDNA, radyolojiden önce nüks sinyali verebilir
Yüz yirmi dört hastayı içeren çalışmada 111 olgu tümör bilgili, kişiselleştirilmiş ctDNA analizi için değerlendirilebildi. Ameliyat öncesi ctDNA olguların yaklaşık yarısında saptandı ve ileri patolojik evre ile daha kısa sağkalımla ilişkiliydi. Boylamsal izlemde kalıcı ya da sonradan gelişen ctDNA pozitifliği, radyolojik nüksten önce hastaların yaklaşık %58'inde görüldü; pozitiflik daha kısa nükssüz sağkalımla güçlü ilişki gösterdi.
Sinyal klinik olarak önemli, fakat çalışma ctDNA sonucuna göre tedavi değiştirmenin faydasını test etmiyor. Kişiselleştirilmiş panel yaklaşımı, örnek erişimi ve maliyet de genellenebilirliği etkileyebilir. Bugün için en uygun yorum, ctDNA'nın biliyer kanserde umut verici bir moleküler rezidüel hastalık aracı olduğu; tek başına standart müdahale algoritması oluşturmadığıdır.
Nonfonksiyone PitNET'te hormon İHK'si soy tayinini eksik bırakabilir
Yüz yetmiş üç nonfonksiyone hipofiz nöroendokrin tümöründe SF-1, PIT-1 ve T-PIT kullanıldığında yalnız üç olgu transkripsiyon faktörlerinin tümü için negatif kaldı. Buna karşılık tek bir soy transkripsiyon faktörü pozitif olan 170 tümörün 41'i, karşılık gelen ön hipofiz hormonlarıyla boyanmıyordu ve yalnız hormon İHK'si kullanılsaydı immünonegatif sınıfına girecekti.
Bu bulgu, nonfonksiyone PitNET sınıflamasında soy belirleyen transkripsiyon faktörlerinin hormon paneline eklenmesini güçlü biçimde destekliyor. Sınırlılık, verinin tek merkezli ve retrospektif olması; sonuçlar prognostik veya tedavi yanıtı farklılığını doğrudan göstermiyor.
Neoadjuvan tedavi sonrası primer ve nod birlikte ölçülmeli
Lokal ileri oral skuamöz hücreli karsinomlu 353 hastada, primer tümör yatağı veya pozitif lenf nodundaki daha yüksek rezidüel canlı tümör yüzdesi kullanılarak üç grup tanımlandı: %10 ve altı, %11-40 ve %40 üzeri. Bu bileşik skor, olaydan bağımsız ve genel sağkalım ayrımında ypTNM'ye ek prognostik bilgi sağladı; düzeltilmiş ayırt etme değeri de daha yüksekti.
Pratik mesaj, neoadjuvan immünokemoterapi sonrası yalnız primer yatağı değil nodal rezidüel hastalığı da nicel olarak kaydetmenin değer taşıyabileceğidir. Ancak eşikler tek merkezde türetildi ve yalnız iç doğrulamadan geçti; dış doğrulama olmadan yeni raporlama standardı sayılmamalı.
Ürotelyal karsinomda H&E'den stromal-immün risk skoru
Beş kohorttan 884 ürotelyal karsinomun tam slayt görüntülerinde tersiyer lenfoid yapı yoğunluğu ile tümör-stroma oranı otomatik olarak ölçüldü. Birleşik skor, her iki bileşenden tek başına daha iyi progresyonsuz sağkalım ayrımı sağladı ve dört bağımsız kohortta doğrulandı. İmmün kontrol noktası inhibitörü alan alt kohortta tersiyer lenfoid yapı yoğunluğu yanıtla orta düzeyde ayırt edici ilişki gösterdi.
Çalışma, H&E'deki stromal ve immün mimarinin tedavi yanıtı araştırmalarında kullanılabileceğini gösteriyor. Bununla birlikte tasarım retrospektif, tedavi kohortu sınırlı ve algoritma prospektif klinik karar sürecinde sınanmış değil; bugün rutin prediktif test olarak kullanılamaz.
Kaynaklar
- FGFR2/3-Altered Intrahepatic Cholangiocarcinoma: A Distinct Clinicopathologic and Molecular Subtype Associated with Improved Disease-Specific Survival. PMID: 42833294. PubMed
- Assessment of MRD and Longitudinal Monitoring of Post-Surgery Biliary Tract Cancer With a Customized ctDNA Panel. PMID: 42831344. PubMed
- Transcription Factor Immunohistochemistry Improves Diagnostic Accuracy and Reduces Immunonegative Misclassification in Nonfunctional Pituitary Neuroendocrine Tumors. PMID: 42833555. PubMed
- A novel composite residual viable tumor score redefines prognosis in oral squamous cell carcinoma following neoadjuvant immunochemotherapy. PMID: 42833164. PubMed
- A stromal-immune computational pathology signature for prognosis and immune checkpoint inhibitor response in localized, locally advanced and metastatic urothelial carcinoma: A multicenter retrospective study. PMID: 42585992. PubMed