Güncellemeler

2026 EAU Testis Kanseri Kılavuzu: Patolog İçin Gerçekten Değişen Ne?

Yaklaşık 9 dakika

Testis germ hücreli tümörlerinde patoloji raporu yalnızca histolojik tanıyı belirleyen bir belge değildir.

Özellikle klinik evre I hastalarda patolog tarafından bildirilen bazı mikroskopik özellikler, hastanın:

  • aktif izleme,
  • adjuvan tedavi,
  • daha yakın takip

gibi seçenekler arasındaki değerlendirmesini doğrudan etkileyebilir.

2026 European Association of Urology (EAU) Testicular Cancer Guidelines, testis tümörlerinin güncel yönetimini yeniden özetlerken patoloji açısından özellikle iki alanı öne çıkarıyor:

  1. pT evrelemesinin doğru yapılması
  2. klinik evre I hastalarda nüks riskini belirleyen histolojik faktörlerin dikkatli raporlanması (1)

1. Önce temel: GCNIS hâlâ merkezi kavram

WHO 5. baskı sınıflaması postpubertal testiküler germ hücreli tümörleri büyük ölçüde GCNIS ile ilişkili ve GCNIS ile ilişkili olmayan gruplar üzerinden ele almaya devam ediyor. (2)

GCNIS;

  • seminoma,
  • embriyonal karsinom,
  • yolk sac tümörü,
  • koriokarsinom,
  • postpubertal tip teratom

gibi erişkin tip germ hücreli tümörlerin büyük bölümünün prekürsörüdür.

Bu nedenle orşiektomi materyalinde tümör dışı parankim değerlendirmesi yalnızca akademik bir ayrıntı değildir.

Özellikle tümör koruyucu cerrahi veya karşı testis biyopsisi bağlamında GCNIS varlığı klinik yönetimi doğrudan değiştirebilir. EAU, doğrulanmış GCNIS'in ileride invaziv germ hücreli tümöre dönüşme açısından ciddi risk taşıdığını ve seçilmiş hastalarda tedavi veya yakın izlem gerektirdiğini vurgulamaktadır. (1,3)


2. pT evrelemesinde patolog için kritik anatomik bölgeler

2026 EAU kılavuzu, UICC TNM 9. baskı sistemini kullanıyor. (1)

Patolog açısından özellikle dikkat edilmesi gereken pT ayrımları şöyledir:

pT1

Tümör:

  • testis içinde sınırlı olabilir,
  • rete testisi içerebilir,
  • tunika albugineayı invaze edebilir,

ancak:

  • lenfovasküler invazyon,
  • epididim invazyonu,
  • hilar yumuşak doku invazyonu,
  • tunika vaginalis tutulumu

olmamalıdır. (1)

pT2

Aşağıdakilerden herhangi biri pT2'ye çıkarabilir:

  • lenfatik/vasküler invazyon
  • hilar yumuşak doku invazyonu
  • epididim invazyonu
  • tunika albugineayı aşarak tunika vaginalis tutulumu. (1)

Dolayısıyla patolog için “hiler bölge” artık özellikle dikkat gerektiren bir örnekleme alanıdır.

pT3

Spermatik kord invazyonu

pT3'tür. (1)

pT4

Skrotal invazyon

pT4'tür. (1)


Rete testis invazyonu ile hilar yumuşak doku invazyonu aynı şey değildir

Bu ayrım klinik olarak önemlidir.

Rete testis stromal invazyonu, tek başına pT2 kriteri değildir.

Buna karşılık:

hilar yumuşak doku invazyonu → pT2

olarak sınıflanır. (1)

Bu nedenle rete testis ile hiler yağlı/yumuşak dokunun anatomik olarak doğru ayrılması gerekir.

Özellikle makroskopik örnekleme sırasında tümör-hilus ilişkisini gösteren bloklar alınması, mikroskopik evrelemenin doğruluğunu ciddi biçimde artırır.


3. Lenfovasküler invazyon: özellikle nonseminomda en kritik rapor parametrelerinden biri

Klinik evre I nonseminomatöz germ hücreli tümörlerde (NSGCT) en iyi doğrulanmış nüks risk faktörü lenfovasküler invazyondur (LVI). EAU 2026, risk-adapte tedavi yaklaşımını halen büyük ölçüde LVI üzerine kuruyor. (1,4)

Bu nedenle patolog açısından LVI:

“var/yok” şeklinde rutin raporda mutlaka belirtilmesi gereken bir parametredir.

Özellikle embriyonal karsinom komponentinin damar boşlukları içinde bulunması sık bir bulgudur.

Ancak testiste retraksiyon artefaktı da yaygın olduğundan, gerçek LVI ile yalancı boşlukların ayrımı önemlidir.

Gerçek LVI lehine:

  • endotelle çevrili boşluk,
  • tümör embolüsü,
  • eritrosit veya lenf içeren lümen,
  • çevrede damar duvarı

gibi bulgular aranmalıdır.

Şüpheli alanlarda immünohistokimya yardımcı olabilir; ancak çoğu olguda iyi H&E morfolojisi yeterlidir.


4. Embriyonal karsinom miktarı artık daha fazla dikkat çekiyor

LVI uzun süredir bilinen bir risk faktörüydü.

Daha yeni veriler ise embriyonal karsinom varlığının veya yükünün de klinik evre I NSGCT'de nüks riskini etkileyebileceğini gösteriyor.

EAU'nun dayandığı geniş Danimarka çalışmasında:

  • LVI,
  • hilar yumuşak doku invazyonu,
  • tümör boyutu,
  • embriyonal karsinom varlığı

birlikte değerlendirildiğinde nüks riski daha ayrıntılı biçimde katmanlandırılabildi. (4)

Ancak önemli ayrım şudur:

Embriyonal karsinom varlığı önemli bir prognostik bilgi olsa da, güncel klinik karar algoritmalarında LVI kadar yerleşik ve tek başına belirleyici değildir.

Bu nedenle mikst germ hücreli tümörlerde komponentlerin doğru tanımlanması ve mümkün olduğunca yaklaşık yüzdelerinin verilmesi hâlâ değerlidir.


5. Seminoma: eski “4 cm + rete testis” yaklaşımı değişiyor

Seminoma açısından en ilginç değişiklik burada.

Uzun yıllar klinik evre I seminomada iki klasik risk faktörü kullanıldı:

  • tümör boyutu,
  • rete testis invazyonu.

Ancak bu modelin tekrarlanabilirliği ve prognostik gücü farklı çalışmalarda tutarlı değildi. Daha eski sistematik incelemeler rete testis invazyonunun prognostik etkisinin zayıf ve değişken olduğunu göstermişti. (5)

2026 EAU kılavuzu daha yeni büyük serileri dikkate alıyor.

Yeni veriler, seminoma için nüks riskinin yalnızca:

“>4 cm mi?”

sorusuyla açıklanamayacağını düşündürüyor. (1)


6. Seminoma için yeni risk modeli: hiler invazyon ve LVI öne çıkıyor

EAU'nun özellikle vurguladığı Danimarka kohortunda merkezi patoloji değerlendirmesi yapılmış ve klinik evre I seminomada:

  • rete testis/hilus invazyonu
  • hilar yumuşak doku invazyonu
  • LVI
  • preoperatif hCG ve LDH

gibi faktörlerin nüks riskiyle ilişkili olduğu gösterilmiştir. (1,6)

İlginç biçimde bu çalışmada tümör boyutu bağımsız risk faktörü olarak kalmamıştır.

Bu, patolog açısından önemli bir değişimdir:

Seminomanın raporlanmasında yalnızca tümör çapını vermek yeterli değildir; özellikle rete testis, hilus ve lenfovasküler invazyon dikkatle değerlendirilmelidir.

Başka büyük bir çalışmada ise tümör boyutu, rete testis invazyonu ve LVI birlikte prognostik bilgi sağlamıştır. Dolayısıyla literatür hâlâ tamamen tek bir model üzerinde birleşmiş değildir. (1,7)


7. Rete testis invazyonunu nasıl raporlamalı?

Rete testis tutulumu iki farklı şekilde görülebilir:

Pagetoid yayılım

Tümör hücreleri rete epitelinin içinde ilerler.

Stromal invazyon

Tümör rete testis stromasını infiltre eder.

Bu ayrım önemlidir çünkü çalışmalarda “rete testis invasion” tanımı her zaman aynı kullanılmamıştır.

Bu durum geçmiş prognostik çalışmalar arasındaki uyumsuzluğun nedenlerinden biri olabilir.

Dolayısıyla raporda yalnızca:

“Rete testis tutulumu vardır.”

demek yerine mümkünse morfolojik biçimi daha açık ifade etmek daha değerlidir.

Örneğin:

Rete testis stromal invazyonu mevcuttur.

şeklindeki ifade klinik açıdan daha anlamlıdır.


8. Hilar yumuşak doku neden bu kadar önemli?

Testiküler hilus:

  • rete testis,
  • damarlar,
  • lenfatikler,
  • epididimal bağlantılar

açısından anatomik geçiş bölgesidir.

Bu nedenle tümörün sistemik yayılım için önemli çıkış yollarından biri olabilir.

Yeni prognostik çalışmaların hilar soft tissue invasion bulgusunu nüksle ilişkilendirmesi biyolojik olarak da mantıklıdır. (6)

Aynı zamanda hilar yumuşak doku invazyonu TNM açısından doğrudan pT2 kriteridir. (1)

Bu nedenle makroskopik örneklemede:

Tümör-hilus ilişkisini gösteren kesit

mutlaka düşünülmelidir.


9. Tunika albuginea invazyonu tek başına pT2 değildir

Bu da sık yapılan evreleme hatalarından biridir.

Tümör:

tunika albugineayı infiltre etmiş ancak tunika vaginalise ulaşmamışsa

hala pT1 olabilir.

pT2 için:

tunika vaginalis tutulumu

gerekir. (1)

Dolayısıyla “kapsül invazyonu” benzeri genel ifadeler yerine anatomik yapının açıkça belirtilmesi daha güvenlidir.


10. Epididim invazyonu da artık pT2'dir

Güncel TNM'de epididim invazyonu:

pT2

kriteridir. (1)

Bu nedenle tümör epididime yakınsa epididim–testis geçiş bölgesinin örneklenmesi gerekir.

Özellikle büyük tümörlerde yalnızca tümör merkezinden kesit almak doğru evreleme için yeterli değildir.


11. Saf seminoma + yüksek AFP: patolog ne yapmalı?

Bu klinik-patolojik uyumsuzluk klasik ama çok önemlidir.

Saf seminoma AFP üretmez.

Dolayısıyla orşiektomide yalnızca seminoma görülüyor ancak serum AFP belirgin yüksekse:

  • gizli yolk sac tümörü,
  • embriyonal karsinom,
  • başka bir nonseminomatöz komponent

olasılığı tekrar düşünülmelidir.

Pratik yaklaşım:

  • tümör daha geniş örneklenmeli,
  • mevcut bloklar yeniden incelenmeli,
  • gerektiğinde immünohistokimyasal panel genişletilmelidir.

Ancak AFP yüksekliğinin hepatik veya başka non-tümöral nedenleri de bulunabileceğinden klinik korelasyon gereklidir.

EAU, AFP, hCG ve LDH'nin hem orşiektomi öncesinde hem sonrasında değerlendirilmesini önerir ve normal marker düzeylerinin tümörü dışlamadığını özellikle belirtir. (1)


12. miR-371a-3p geliyor ama patolog için henüz rutin değil

Testis germ hücreli tümörlerinde son yılların en dikkat çekici biyobelirteci miR-371a-3p.

Çalışmalar bu dolaşımdaki mikroRNA'nın:

  • tanı,
  • evreleme,
  • tedavi yanıtı,
  • rezidüel veya rekürren canlı tümör

açısından klasik serum markerlarından daha yüksek performans gösterebileceğini düşündürüyor. (8,9)

Ancak önemli bir istisna var:

teratom.

miR-371a-3p saf teratomu güvenilir biçimde saptamaz. (1)

EAU 2026 bu testi hâlâ araştırma aşamasında kabul ediyor ve rutin AFP/hCG/LDH'nin yerine önermiyor. (1)


13. Postkemoterapi rezidüel kitle: patolog için tamamen farklı bir dünya

Nonseminomatöz germ hücreli tümörlerde kemoterapi sonrası rezidüel kitle çıkarıldığında patolog için temel soru artık ilk tümör tipini tekrar etmek değildir.

Rezidüel dokuda üç ana komponent aranır:

  • nekroz/fibrozis,
  • postpubertal tip teratom,
  • canlı germ hücreli malign tümör.

Çünkü bunların klinik anlamları birbirinden tamamen farklıdır.

Ayrıca postpubertal teratom içinde:

somatik malign transformasyon

gelişebilir.

WHO 5. baskı bu terminolojiyi ve tanısal kriterleri güncellemiştir. (2)

Bu nedenle kemoterapi sonrası RPLND materyallerinde yeterli örnekleme kritik önemdedir.


14. Teratomu “benign” olarak düşünmemek gerekir

Postpubertal testiküler teratom morfolojik olarak olgun dokulardan oluşsa bile erişkin testis germ hücreli tümörleri bağlamında biyolojik olarak benign kabul edilmez.

Kemoterapiye dirençlidir ve rezidüel kitlelerde cerrahi tedavinin önemli nedenlerinden biridir.

Bu nedenle raporda:

“mature teratoma”

yerine güncel terminolojiyle:

“postpubertal type teratoma”

kullanmak daha doğru olabilir. (2)


Patolog İçin 2026 EAU Kontrol Listesi

Orşiektomi materyalinde özellikle şu parametreler açıkça raporlanmalıdır:

Histolojik tip

  • seminoma
  • embriyonal karsinom
  • yolk sac tümörü
  • koriokarsinom
  • postpubertal tip teratom
  • mikst germ hücreli tümör

Mikst tümörde komponentlerin yaklaşık oranları verilmelidir.

Tümör boyutu

En büyük çap.

LVI

Var / yok

Özellikle NSGCT'de kritik prognostik parametredir.

Rete testis

Tutulum var mı?

Mümkünse:

pagetoid mi / stromal invazyon mu?

Hilar yumuşak doku

İnvazyon var mı?

Epididim

İnvazyon var mı?

Tunika albuginea

İnvazyon var mı?

Tunika vaginalis

Tutulum var mı?

Spermatik kord

İnvazyon var mı?

Skrotum

İnvazyon var mı?

GCNIS

Tümör dışı testiste mevcut mu?

Cerrahi sınırlar

Özellikle spermatik kord cerrahi sınırı.

Regresyon / skar

“Burned-out” germ hücreli tümör açısından şüpheli regresyon alanı varsa belirtilmelidir.


Patolog Açısından 2026'nın En Önemli Mesajı

Testis germ hücreli tümörlerinde artık yalnızca:

“Seminoma, 4 cm, pT1”

şeklinde kısa bir rapor klinisyen için yeterli bilgi sağlamayabilir.

Özellikle erken evrede hastanın nüks riski giderek daha ayrıntılı histopatolojik özelliklerle değerlendiriliyor.

Seminomada:

rete testis/hilus + hilar yumuşak doku + LVI

daha fazla önem kazanıyor.

Nonseminomda:

LVI hâlâ en güçlü ve en klinik olarak yerleşik histolojik risk faktörü, ancak embriyonal karsinom varlığı ve hilar invazyon gibi özellikler ek prognostik bilgi sağlayabilir. (1,4,6)

Bu nedenle patolog açısından 2026 EAU mesajı aslında oldukça basit:

Testis tümöründe doğru histolojik tip kadar, tümörün testisten hangi anatomik yoldan çıkmaya başladığını göstermek de önemlidir.


Genel Kaynaklar ve Literatür

(1) Patrikidou A, Cazzaniga W, Oing C, et al.
European Association of Urology Guidelines on Testicular Cancer: Summary of the 2026 Guidelines.
European Urology. 2026;90:163-174.
DOI: 10.1016/j.eururo.2026.03.021

(2) Berney DM, Cree I, Rao V, et al.
An introduction to the WHO 5th edition 2022 classification of testicular tumours.
Histopathology. 2022;81:459-466.
PMID: 35502823
DOI: 10.1111/his.14675

(3) EAU Guidelines.
Testicular Cancer – Diagnostic Evaluation and GCNIS.
EAU Guidelines Office, 2026.

(4) Wagner T, Toft BG, Lauritsen J, et al.
Prognostic factors for relapse in patients with clinical stage I testicular non-seminoma: a nationwide population-based cohort study.
Eur J Cancer. 2024;202:114025.

(5) Boormans JL, et al.
Prognostic factors for tumor recurrence in patients with clinical stage I seminoma undergoing surveillance: a systematic review.
Urol Oncol. 2018.
PMID: 28712790

(6) Wagner T, Toft BG, Lauritsen J, et al.
Prognostic factors for relapse in patients with clinical stage I testicular seminoma: a nationwide, population-based cohort study.
J Clin Oncol. 2024;42:81-89.
DOI: 10.1200/JCO.23.00959

(7) Boormans JL, Sylvester R, Anson-Cartwright L, et al.
Prognostic factor risk groups for clinical Stage I seminoma: an individual patient data analysis by the EAU Testicular Cancer Guidelines Panel.
Eur Urol Oncol. 2024;7:537-543.

(8) Dieckmann KP, Dumlupinar C, Radtke A, et al.
Associations of serum microRNA-371a-3p with risk factors for progression in clinical stage I nonseminomatous germ cell tumors.
World J Urol. 2022.

(9) Leão R, Albersen M, Looijenga LHJ, et al.
Circulating microRNAs, the next-generation serum biomarkers in testicular germ cell tumors: a systematic review.
Eur Urol. 2021;80:456-466.

Bu yazı bireysel yorum ve eğitim amaçlıdır; tanı veya raporlama amacıyla kullanılamaz.